23.8.06
Dua edelim derken...
Bir şey isteyince yakarırız Tanrı'ya ya da kendimizce hayata...
Farketmeyiz ki emir veririz bizden üstte olana.
Piyango çıksın, kızım evlensin, düşmanım ölsün.
Kulluk edelim derken, emir veririz Tanrı'ya.
Kabul edilmemiş dualarımızı gözden geçirelim bir.
Utanırız belki de.
Bir daha yapmayız.
3.4.06
Mavi Jojoba taneleri...
Ne zaman reklamlar baslasa icim kipir kipir olur. Soyle bir cumle
duyunca gulmeye baslarim: « Mavi jojoba taneleri cildinizdeki siyah
noktalari... »
Medeniyetin ve teknolojinin gozunu seveyim. Buyu ve sihirli degnek
halt etmis. Bu sihir araclarinin nasil calistiklarini anlamaya gerek
yoktur. Dogru malzemeleri karistirir ve uygun cumleleri soylerseniz
buyu gerceklesir ;-) Anlamak ve anlamamakla ilgili bir sey degildir
bu. Ancak bugun hem bilimin dine, inanca ve batil buyuye ustunlugunu
savunup kendimizi gelismis ve aydin sayiyoruz, hem de nasil
calistigini anlamadigimiz mekanizmalari anlarmis gibi davraniyoruz.
Kac universite okumus kisi buzdolabinin nasil soguttugunu ya da
televizyonun nasil calistigini bilir? 1000 yil once degirmenini ya da
sabanini elleriyle tamir edebilen koyluye kiyasla ne derece bilimle
yasiyoruz. Hayir durum boyle degil. Yasamimiz kimlerin ya da neyin
elinde?
Bugun batilin tam gobegindeyiz. Sanat kuratoru ve geleneksel felsefeci
Coomaraswamy batili her yerde gorur ve soyle tanimlar: « Artik neye
yaradigini ve nasil calistigini bilmeden kullandigimiz mekanizmalar »
Ona gore Sanat bugun batildir. Islevinin ne oldugu konusunda kavga
etmekteyiz. Oysa sanat dogup gelisirken, gunluk yasamdaki yerini
korurken boyle bir tartisma yoktu. Bu benzetmeden yola cikarak Batil
kavramini her alana yayabiliriz. Bugun, sadece inanclar degil butun
baska alanlar da bundan nasibini aliyor. Burada faydali olacak
davranis « bu kritere gore benim hayatimda batillik var mi? » sorusunu
sormak olacaktir.
Reklamlardaki « Labli deterjanlar »dan, camasirsuyu satmak icin yere
zoom yapilarak gosterilen kotu mikroplardan, kisacasi butun politik,
yari-dini, yari-bilimsel, pazarlama-kazanc endeksli yalan ve zanlardan
kacmanin ne denli zor ve bunlarla kusatilmis oldugumuzu
gorebilirsiniz. Zamanimizin insaninin hipnoz altinda oldugunu
rahatlikla soyleyebiliriz. Gunluk yasam artik bir ninnidir.
Ancak durum umutsuz degil. Herseyin yanlisinin ortalikta dolasmasi,
her yanlisin arkasinda dogrularin gizlendigi anlamina gelir ve bu
perdeleri yirtmak mumkundur. Ancak burada ince bir nokta vardir. Yanan
bir odanin kapisi (alevler gizlese de) her zaman aciktir. Bu kapidan
cikmak icin paradoksal davranmak ve atese atlar gibi gorunmek gerekir.
Herseyin hakikati o kadar perdelidir ki, bu goruntuye bakarak butun
hatalardan (batildan) kacarsak gerceklerden hicbirini kesfedemeyiz. Ya
hep ya hicci olmakla ilerlenmiyor. Kendi hakikatimiz ise en cok
perdeli olandir. Insanin soyut ve somut alanlarin kesisiminde bir
varlik oldugu konusunda bir dostumun soylediklerini onemli buluyorum.
Madde ve madde olmayan, bilim ve maneviyat insanin iki kanadidir, ama
her ikisi de « hakiki » olmalidir. Yanlis tasarlanmis kanat takan
Leonardo da Vinci yamaca cakilmisti. Ikarus bile efsanevi bir karakter
olsa da, yapma kanatlarinin tuylerini yapistiran balmumu gunesin
isisiyla erimis, kahramanimiz yere cakilmisti. Kanatlar hakiki ve
kendimizin olmalidir. Boyle olduklarinda goruruz ki ikisi de ozdestir.
Bilim sindirilmis, Ruhsallik da bilimsel olmus, birlesmislerdir.
Gunes tutulmasi gibi spekulatif bir olay vesilesiyle bunlari bir kez
daha gozden gecirmekte fayda var. (Bu yazi 29 mart'ta yazildi)
14.6.05
İnancın Kaynağı
İnancın kaynağı, niteliği ve içeriğinden daha çok merak edilir oldu.
Müzik notalardan mi doğar, yoksa kuş cıvıltılarından mı?
Bilgi kitaplardan mı çıkar, yoksa fi tarihinde mi girmiştir cilt cilt kitaplara?
Kendimizi dışarı da mı bulacağız, kendimizde mi?
Bugün ipin ucu kaçmış durumda. Bazı şeyleri hatırlatmak gerek.
Günümüzde "İnanç" dediğimiz de birşeylerin zamanla dışsallaşmış yansımasıdır.
Bu konuda bilgi paylaşmaya çalısan insanlar da çeşit çeşitler. Kimisi beyinde arıyor herşeyi,
kimisi de inancı beyinde bulamayacağını seziyor. Bazısı inanmak ister de
kitaplarda bulamaz çaresini. "Tanrı vardır çünkü bir 'Tanrı fikri' vardır" diyen
ontolojik ispat böylelerini tatmin etmiyor. Kilise dahi ontolojizmi reddetmişti.
Bizim geleneğimizde bunun karşılığı şöyledir: İnsanın "Tanrım neredesin?" feryadı,
bizzat O'nun varlığının ispatı, bizdeki yankısıdır. Bundan âlâ ispat aramak abesle
iştigaldir.
İnanmak bir fikir değil, bir sonuç ve geri dönüşü olmayan bir olaydır.
Ne var ki herşeyin bir aslı, bir de gölgesi var. Biz gitgide daha çok gölgelerle
yaşıyoruz. Yaşam, ne bildiğimizden cok, ne yaşadığımızla ilgiliyse eğer,
birçoğumuz kendimizi yaşamamız gerekenleri yaşayamayacak duruma sokuyoruz.
Kapısı açık rutubetli bir hücrede yavaş yavaş çürürken güneşin varlığını tartışıyor,
hayal ediyoruz.
Halbuki tek eksiğimiz güneş ve göremesek de güneşin varlığı burada olmamızdan,
üşümemizden, zavallı halimizden belli.
9.6.05
Gizli Kalp
Kalplerimiz
Bir yerlerde gizli
Tek bir kalbin
Arza düşen iki gölgesi.
Nasıl da birlikte çarpmaz,
Nasıl ayrı uyurlar?
19.05.2005
13.5.05
Cennet
Demirden bir duvar ayırır Cennet'i dünyadan.
Kapısından bakınca, ağaç, ot, kuş, ceylan,
Her şey orada, bir siz yoksunuz.
Cehennem, Cennet'te olmamaktır, bilmezsiniz.
Buluşun, sarılın.
Beklemeyin iznimizi.
Sizsiniz birbirinizin rızkı ve nimeti.
Eritin yüreğinizin demirden duvarını
Ve Cennet'te uyanın bir sabah.
Siz ki, Cennet'siniz.
Siz ki, birbirinizin kollarındayken Tanrı'nın koynunda.
07.05.05
3.5.05
Yarım Elma
Sevginin yarımı
Nefretmiş,
Bilginin yarımı
Cehaletmiş,
Adaletin yarımı
Kötülükmüş,
Çünkü elmanın yarımı
Elma değilmiş.
Suavi, 15.01.05
Schroedinger'in Köpeği
Schroedinger'in bir kedisi,
Varmış bir de köpeği.
Kedi kutunun içinde,
Değilmiş akibeti belli.
Oysa kuçu bilirmiş,
Ne halde olduğunu pisinin.
Köpekmiş çünkü kedinin düşmanı,
Zıttı ve ona en yakını...
Suavi, 16.03.2005
30.4.05
Pozitif Meyve Ağacı

"Pozitif Düşünce" diye bir program var kanallardan birinde. Konular: pozitif düşünce, astroloji vs. Sponsorun logosu da dekorun kocaman bir parçası: "Beşler Sucukları".
İnsan istediği zaman pozitif düşünebilir mi? Diyelim ki bunu başarır. Peki: aynı insan istediği zaman negatif düşünebilir mi? Vallahi, birini istediği zaman (yani duruma göre) yapan diğerini de yapar. Sorun 'istemek'de... Pozitif ya da negatif, böyle bir şeyi istemeye insan neden gerek duyar?
Ne yapmalı da hep pozitif düşünmeli?
Önce pozitif varlık olmalı. İyi ağacın meyvesi de her dem iyi olur.
Kökler iyi kaynaktan ve derinden beslenmeli.
Dallar yaprakları göğe sunmalı, el açıp dua eder gibi.
Meyve dediğimiz bunun sonucu.
Hiç meyve teorisi anlatan ağaç göreniniz var mı?
Ağaçlar meyveyi ölümüne verirler.
"Zeytin ağaçları
Ayrı ayrı.
Hepsi ayrı
Eğri büğrü.
Zorluk, dalında bir yumru.
Zeytin kendinin meyvesi,
İnsanınki ne ola?"
(Suavi 07/04)